javascript:void(0)

fenerbahçe - beşiktaş ardından

Üç haftada üçüncü koreografi. Hem de 10000 kişilik tribünde. Gerçekten olağanüstü bir performans, imza atanların yüreğine sağlık. Fenerbahçe tribünleri sırasını saldı, Galatasaray tribünlerinin gelecek koreografilerini bekleyip görelim. Bu gidişle Milan - Inter arasındaki koreografi savaşını geçecek gibi ezeli rekabet.

juca

Pastayı üfleyen Brezilyalı Juliano Roberto Antonello, nam-ı diğer Juca. Partizan takımının orta sahasında oynuyor, Partizan'da "taraftarın sevgilisi". Ayaktakiler ise Grobari'nin lider kadrosu. Arkası sağlam dedikleri de bu olsa gerek. Kasım'ın 19'uymuş doğum günü, kutlu olsun o zaman.

tribünsel uefa raporu #5

Deportivo - Feyenoord
Hamburg - Ajax
Club Brugge - St EtienneOlympiakos - Benfica
Uefa'da mevzu dolu bir gece. Feyenoord İspanya'da, Ajax Almanya'da, St Etienne ise Belçika'da stad dışında olaylar çıkarmış. En sağlamını Ajaxlılar yapmış, yaklaşık 450 kişiyle Hamburg'un Reeperbahn isimli Red-Light District'ini kapatmışlar, gözleri dönmüş bir yerde. "Kurtarıcam seni bu hayattan" repliğini ciddiye almış olacaklar, 40 kişi de gözaltına alınmış.
Olympiakos'un ise ne yaptığını anlayamadım, onun dışında St Etienne iyi bir sayıyla gitmiş Belçika'ya. Ligde bırakın galibiyeti, 7 maçtır berabere bile kalamayan takımın UEFA'da üç maçta yedi puan toplaması da enteresan; bu kadar adamla yurt dışı deplasmanı yapması ise takdire şayan.

tribünsel uefa raporu #4
tribünsel uefa raporu #3

bir bilet uğruna ya rab

öfke...
acı...
hayal kırıklığı...
mutluluk...
ve her derbi öncesi bu rezilliği yaşatıp karaborsaya nedense! çözüm bulmayan emniyet...

tribünsel cl raporu #5

Inter - Pana
Fenerbahçe - Porto
Fiorentina - Lyon
Atletico Madrid - PSV
Beşinci hafta şampiyonlar ligi tribünlerinden akılda kalanlar. İlk olarak 5000+ kişiyle Milano'daki Panathinaikos taraftarı. Pankartta "İmparator Neron yakmışsa Roma'yı ben de yakarım dünyayı şanlı Göztepem" demiyorlar tabii ki, "Neron Roma'yı mı yakmıştı? Biz ise Milano'yu yakacağız." yazıyormuş. Diğer bir güzel deplasman performansı da Lyon'dan Fiorentina deplasmanında.
Bizim koreografi ise temada bazı aksaklıklara uğramışsa da, yine de görüntü olarak güzel bir iş ortaya çıkmış. Yalnız set pankartlarının son zamanlarda hep İngilizce olması beni rahatsız etti biraz.
Son olarak da seyircisiz Madrid maçı. Atkıda "Platini'den nefret ediyorum", pankartta ise "hiç kimse seni bizden ayıramaz" yazıyormuş. Ee ayırmışlar işte diyebiliriz ama demeyelim yine de atkının güzelliği hatrına. O atkı ayrıca Güney Kıbrıs'taki rezilliğe izin veren Platini'ye gitsin. Biz yapsaydık benzerini, kaç beş maç ceza alırdık acaba?

tribünsel cl raporu #4

takım sevgisinin bedeli nedir?

"Bizler sevdalandığımız renkler uğruna‚ her koşulda takımımızın yanında olmaya çalışan taraftarlarız. Her şeyin‚ aşkın‚ sevdanın bile endüstriyelleştiği‚ paraya tahvil edildiği bu dünyadan‚ futbol camiası da payını alıyor. Şifreli kanallara üye olan‚ yüksek fiyatlı bilet politikalarına itiraz etmeyen‚ futbol takımını hafta sonu eğlencesi olarak kabul eden bir "seyirci" profili‚ karşılıksız‚ çıkarsız sevgiyi tribünlerde yaşatmaya çalışan taraftarların yerine konulmaya çalışıyor. Bugün endüstriyelleşen futbol sektörünün hedef tahtasında taraftar vardır. Başta endüstriyel Batı ülkeleri olmak üzere her yerde taraftarlar‚ suçlu‚ çapulcu‚ düzen bozucu olarak yansıtılmaya çalışılıyor. Daha geçen hafta‚ sevdasının peşinden maça giderken pompalı tüfekle öldürülen Karşıyaka taraftarı Özgür arkadaşımızın ardından atılan "taraftar terörü" yalanına cenazede bir araya gelen her renkten taraftar omuz omuza yanıt verdi. Dünyanın her yerinde endüstriyel futbolun bu pervasız saldırısına direnen taraftarlar var. Bunlardan biri de Marsilya taraftarı‚ Ultras sözcülerinden arkadaşımız Santos Mirasierra. Santos‚ İspanyada oynanan Atletico Madrid-Marsilya maçından sonra tutuklandı ve şu an 8 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Bütün kamera görüntüleri tam aksini gösterirken‚ Santos bir ispanyol polisini yaralamakla suçlanıyor. Dünyanın tüm tribünlerinde yankı bulan Santosa özgürlük çağrısını biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz. Adı Santos olsun‚ Özgür olsun ne olursa olsun‚ biz taraftarlar‚ potansiyel suçlu‚ çapulcu muamelesi görmek istemiyoruz. Bizim tek suçumuz sevdalandığımız renklere çıkarsız‚ paha biçilmeyen sevdamız."

Dün Fenerbahçe - Porto maçından önce Vamos Bien'in basın açıklaması.
Açıklamadan sonra ise 8 kişi stad etrafında meşale yaktıkları için göz altına alınmış. Polisten bir garip uygulama daha.

tribünün sesi

Yine Polonya tribünlerindeyiz, bu sefer üçüncü ligde. (Türkiye'dekine denk, bir anlamda dördüncü lig) Bizdeki duruma benzer bir durum, liderleri sokakta öldürülünce medya saldırısına uğramış Ruch Radzionkówlular. Tepkileri bu pankartlarla olmuş. Üstteki pankartta üzeri çizilenler Polonya Futbol Federasyonu, TVN TV ve Wyborcza gazetesi. Yani kendileriyle en çok uğraşanlar, bir nevi düşmanları. Altta yazan ise "Propagandanız komünizm zamanlarındakinden bile güçlü, fakat gerçek bu setin arkasında." Ardından yazan ise "bayraklarımızı asla bırakmayacağız." Budur.

2012

Fotoğraflar Polonya'dan, Widzew - Korona maçından. Lehçe bilmiyorum tabii ki, pankartlarda yazan "2012 - When all of the shine will dissapear from stadiums, the time will come you'll appreciate us" anlamına geliyormuş. Yani "stadlardan bütün ışık kaybolduğunda, bizim değerimizi anlayacaksınız". Muhtemel tribünleri bitirmek isteyenlere ve Euro2012'ye karşı bir gider. Gayet şık olmuş. Özellikle ilk fotoğrafta, bir nevi tribün sanatını ortaya koymuş. Mesaj, içerik, uygulanış on numara.
Buna benzer bir giderin geçen hafta Özgür Soylu'nun öldürülmesi sonucu tribüncülere nefretlerini kusan basınımıza karşı yapılmasını arzu ederdi gönül. Gel gör ki, GFB tarafından 3 dk sessiz kalma çağrısına katılmaya gerek bile görmedi çoğu tribün. Uygulayanları hariç tutuyorum tabii ki.

alayına gidenler

İngiltere'de 2007-2008 sezonuna ait futbolla alakalı suç istatislikleri yayınlanmış bugün. Listenin ilk sırasında 152 adet suçla Leeds United var. Onu 136 ile Cardiff City ve 117 adetle Millwall izliyor. Premier Lig'den kimse ilk üçte yok görüldüğü üzere. Premier Lig'in ilk üçüne bakacak olursak 91 suçla Portsmouth, 83 ile Stoke City ve 82 ile de Aston Villa şeklinde liste. En temiz takım ise 5 adetle Fulham. Listeye ise buradan ulaşabilirsiniz.

you'll never drink alone

Bu atkıyı Inter - Juventus maçının fotoğraflarını ararken gördüm. Bilmeyenler için, Brianza Alcoolica Inter tribünlerindeki kafa gruplardan. Aziz Yıldırım'ın deyimiyle "alkolik hareket grubu"; zira sloganları da "you'll never drink alone".
Bu atkıyı da en kısa zamanda koleksiyona dahil etmek farz oldu. Elde etmek biraz zor olacak gerçi, hayat zor.

inter - juventus

İtalya derbisi ya da değil. Cumartesi günü 1-0 İnter galibiyetiyle sonuçlandı. Pankartlara göz gezdirirken keşke İtalyanca öğrenmeye devam etseymişim diyorum. Tembellik işte.

panathinaikos - olympiakos #2

Bu sefer de basketbol derbisinde bir araya gelmiş Pao ve Olympiakos. İlk fotoğraftaki meşaleye aldanmayın, salonda oynandı maç. Olympiakoslulara yine deplasman yasağı vardı. Orada olmak isterdim dediğim maçlardan bir tanesi daha. Maç ise 17 sayılık Pao galibiyetiyle bitmiş.

panathinaikos - olympiakos #1

düzen

Einstein'in Princeton'daki çalışma masası. 1955 yılında ölümünden bir kaç ay önce Life Magazine'de yayınlanmış. Piposu göze çarpmakta.

yönetim istifa!!!

karlar düşer
düşer düşer ağlarım
hep ismini
hep ismini anarım

Perrin de fayda etmedi St Etienne'e, 7 maç oldu ligde kazanamayalı. Fotoğraf dün kaybettikleri Nice maçından.

psg - lyon ardından

Dün 1-0 PSG galibiyetiyle sonuçlanan maçtan kareler.
İlk fotoğraftaki koreografi fikir olarak basit görünse de, setteki pankartla kartonların bir arada kullanılmasını beğendim. Daha önce de belirtmiştim, bu tarz uygulamalar fark yaratıyor bence. Başarılı bir çalışma ortaya çıkmış.
Üçüncü fotoğraf ise sıradan bir tribün fotoğrafı gibi gözükse de asıl amaç Paris atkılarına dikkat çekmek. Bir koleksiyoncu olarak yazdım alınacaklar klasörüne. Benzer sade bir tasarımla İstanbul atkısı da şekil dururdu hani.
Son fotoğraf da deplasman tribününden anlaşıldığı üzere.

adamlar deli aabi

Ne zaman Arjantin tribünlerinden bahsedilse tekrarlanan "adamlar deli abi" repliği bir kez daha gerçekleşmiş. River Plate taraftarları Buenos Aires'te oynanan Independiente maçına yetişmek için belediye otobüsünü kaçırmış. Günahları boynuna, otobüse binmeden de 2 dükkanı soymuşlar. Sonrasında paket olmuşlar gerçi, yirmibeşi 18 yaş altı yüzün üzerinde göz altı varmış. Buenos Aires'in varoşlarında oynanan maçı da kaçırmışlar. Sağlık olsun, uzun bir aradan sonra River Plate galip geldi.

roma - lazio

Tribün açısından sönük bir Roma derbisi oynandı bu Pazar. Akıllarda kalan tek kare bu mevzu anı, onun da çakmalığı arka plandaki adamdan anlaşılıyor zaten. Maçı da Roma'nın 1-0 aldığını not düşeyim.

danubio - nacional mevzusu

Nacional taraftarları sahaya inmiş ve Danubio'nun pankartlarını çalmışlar. Bunun üzerine vay sen misin bunu yapan diyip Danubio taraftarları da sahaya inmiş. Ve olaylar gelişmiş.

Uruguay federasyonu da dükkanı kapamış ve sezonu tatil etmiş. Buradan da anın görüntüleri. Turan taktiğinin işe yarayacağı ender anlardan birisi daha.

medya terörü

"Balıkesir girişindeki bir benzin istasyonunda çıkan tartışma sonucu pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybeden Özgür Soylu" olarak sunuldu haber Türk medyasında. Sonrasında bilindik holiganlar olay çıkardı, tribün terörü teraneleri. Olayın aslı ise deplasmana giderken kendi aralarında tartışan Karşıyaka taraftarına, sırf benzinliğin önünde tartışıyorlar diye pompalıyla ateş eden bir şeref yoksunu. Olan 21 yaşında bir tribüncüye oldu, medya da aldı gazı sözde tribün terörü adında kendi reyting terörünü estirdi tekrardan.

Türk tribüncüleri de, sadece cenazelerde ve ceza evlerinde bir araya gelen sosyal demokratlar gibi. Türkiye'de bitirilmek istenen tribün kültürünün sadece bir yansıması olan bu adice saldırılara bile ortak tepki verilmezse, yarın her şey için çok geç olacak kuşkusuz. Bekleyip göreceğiz.

Mekanın cennet olsun Özgür Soylu...