javascript:void(0)

meşale savaşları


Espanyol-Barcelona maçında Boixos Nois Espanyol tribününe meşale fırlatınca olay olmuş İspanya'da. Adamlar alışık değil tabi bu olaylara. İspanya'dan bir demeç olayla ilgili: "The sale of tickets is completely free, we cannot do a thing unless we are stopped by the government. It was a sad day for Espanyol, for football and for Catalonia and we have to do something so that this does not happen again. In 30 years I've never seen anything like it. And we all need to act to change it." Bunları söyleyen adama sanki tecavüz ettik demezler mi; derler. Laporta da fırsatı kaçırmamış; arasının kötü olduğu Boixos Nois'e giydirmiş bir güzel. Zaten 5 Boixos Nois'li de tutuklanmış.

Meşale fırlatma diyince bizim aklımıza 2003'te İnönü'deki Beşiktaş-Galatasaray maçı gelir şüphesiz. Demek ki İspanyollar bu görüntüleri görseler dükkanı kapatıp gideceklermiş. Batının ahlaksızlığını alalım da tribünleri onlara kalsın.

ölümlü dünya

Yıllar yılı hiç bıkmadın
Büyük bir aşkla bağlandın
Yeri geldi sabahladın
Bütün ömrünü harcadın
Şimdi söyle nerdesin sen
Oldu mu bırakıp gitmen
Keşke çıkıp şaka desen
NE OLUR ALPASLAN DİKMEN...

Türk tribünlerinin başı sağolsun.

milan - inter ardından

Bir Milano derbisi daha geride kaldı. Fotoğraflardan da görüldüğü gibi yine her iki kale arkası klasikleriyle başladı maç. Curva Nord, aynı tribünde iki koreografiyle yuh dedirtti. Gerisi teferruat zaten. Ronaldinho gelsin yapsın bu koreografileri o zaman oturup maçı konuşalım biz de.
"Haaakem hakkında konuşmayı sevmem ama" diye başlayıp özellikle inter tarafı için hakemin kötülüğünü de not düşüp bitireyim.

tofaş-sas

Bu da arşivin çıtır Mehmet Okur temalı fotoğrafı olsun. Tofaş'ın efsane kadrosu; tribünde Texas da yerini alınca izlemek büyük bir zevkti bu takımı ve tribünü. Koraçta final görmüşlüğü bile vardır bu kadronun. Ribaund mücadelesinde Rashad Griffith, o zamanlar Shaqıydı ligimizin. Öteki zıplayan arkadaş ise Daçka'lı Micheal Ansley. Hatırladığım sayı krallığında kafaya oynardı hep. Hatta bir Efes maçında, Naumoski'nin burnunu kırmıştı final four öncesi Ayhan Şahenk'te. Kupa Türkiye'ye gelmemişse suçlusu odur; ya da değildir abartmayayım.

ütopya

"Bütün gün, sabah bahçeyi ziyaretle odaların muhtelif saksılarına konacak çiçekleri ayırmak, gelen geçen kayıklara bakmak, yemekten sonra dinlenmek ve ikindi saatlarında çıkarak sularda gezinmek ve daha sonra eğer varsa mehtabı temaşa etmek, bu füsunlu Boğaziçi'ni bile büsbütün bir sihir alemine çeviren mehtapta tekrar sandalla dolaşmak, bütün bunlar gözleri yontar, fikri biler, ruhu inceltir, bir zevk tiryakiliği verir ve insana, kitapların gıyabında, inanılmayacak kadar ince bir irfan temin ederdi."
Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi Yalıları kitabından

Aydın Boysan Nereye Gitti İstanbul adlı kitabında Abdülhak Şinasi'nin yaşamını "Hayat diye Abdülhak Şinasi Hisar'ın yaşadığına denirmiş. Kendisi, sanki bir Müslüman Cennetinde yaşamış!..." diye anlatmış. Türk Dil Kurumu'na ütopya nedir diye sorduğumuzda ise gerçekleştirilmesi imkansız düşünce der. Ama yukarıdaki yazıyı koysalar daha anlamlı olurmuş.

plastik kart nerden çıktı?

Napoli taraftarlarının çıkardığı olaylardan sonra İtalyanlar saçmalamaya devam ediyorlar. Kısmi deplasman yasaklarından sonra şimdi de taraftarları fişleme yoluna başvurmuşlar. Rivayet odur ki; maçlara gitmek isteyen taraftarlar kulüplerine başvurup resimdeki plastik kartlardan edinecekler, sabıkaları yoksa tabii. Fotoğrafın solundaki Udinese başkanı Franco Soldati'nin elindeki kartla adam başı bir bilet alınabilecekmiş. Sistem geçen sene Udinese'de uygulanmış, bu sene de İnter ve Milan uygulayacakmış. Girişlerde bileklik kullanmak ise akıllarına gelememiş aziz İtalyanların. Uygulamaya kontra da Fenerbahçe tribünlerinden gelsin o zaman.

plastikkart nerden çıktı
bulanın anasını
takarsam da ibneyim
koridorda izlerim

justice for uros

Daha önce burada değinmiştim, kızılyıldız taraftarlarının aralarındaki sivil polisi paket etmelerini. Dava sonuçlanmış, fotoğraftaki Uros Misic adlı Delije üyesi polisi öldürme teşebbüsünden 10 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Resimdeki pankartta da "Uros için adalet." yazıyormuş; bir hentbol maçından pankart. Girmeseydi kamil oraya diyip sözü olayın videosuna bırakıyorum.

tribünsel uefa raporu #1

grobari @ timisoara
wisla krakow @ london
timisoara-partizannapoli - benfica
hapoel tel aviv - st. etienne
Perşembe günkü UEFA grup eleme maçları tribünlerinden akılda kalanlar. Wisla ve Partizan 1000+ deplasman mevcutlarıyla tribünlerde görmek istediğimiz görüntüler sergilemiş. Koreografilerde Timisoara dışında öyle dişe dokunur bir performans yok gerçi, çeşit olsun diye bulundurdum bir kaç tane.

tribünsel cl raporu #1

Lyon - Fiorentina
Panathinaikos - Inter
Marsilya - LiverpoolSteaua - Bayern
CL'de salı ve çarşamba günkü tribünlerden akılda kalanlar.

sevgili basketbolseverler

Arşivden 97 veya 98 senesinin Efes Pilsen kadrosu, tarihten pek emin değilim açıkçası. Daha net bilgisi olanlar beni haberdar ederse sevinirim.
Fotoğraf da bir zamanların efsane dergisi Fast Break'in dev posterlerinden. Bence Kaan Kural'ın şu zamana kadar çıkardığı en iyi işti Fast Break. Dergi en iyi zamanında kapandı, yazık oldu. Hala saklarım bütün sayılarını. Hatta Zafer Çarşısı'nda ikinci sayısını bulduğumda sevinmiştim baya, bu da böyle bir anımdır.
Gelelim fotoğrafa. Efes altyapısının altyapı olduğu zamanlar. Murat Evliyaoğlu, Tamer Oyguç, Naumoski, Ufuk Sarıca göz kırpıyor ordan. Hidayet, Mirsad genç yetenek. Yabancıları merak eden olursa Howard ve Sellers. O zamanların klasik yeteneksiz Efes yabancıları; Naumoski'yi yabancıdan saymıyorum tabii, o bizdendi. Hele bu kadroyla Turner'lı Dallas'lı kadronun maçları olurdu ki Abdi İpekçi'de tıklım tıklım; ya ya nerede o eski ramazanlar...

mutsuzluk #3

by Umut Sarıkaya.

tribüncü hatunların fotoları için tıklayın #5


adeta atkı koleksiyonu

Uzun zamandır ertelediğim atkı koleksiyonumu fotoğraflama görevini nihayet bugün gerçekleştirdim. (sevgili günlük) Son zamanlarda biraz kan kaybı yaşadı koleksiyon ama yine de güzel bir görüntü çıktı. Yememece, içmemece, atkı biriktirmece.

Burdan da teker teker.

tren yasaları

Evet, Balıkesir Ankara İstanbul yolunu sayısız kere giden birisi olarak, tren yolculuğunun olmazsa olmazları. Düşündürmeyip öğreten:
  • En önemli kural, kara tren gecikir. Yolcu kişi bunu newton yasalarıyla bir tutmalı, biat etmeli. Her trene yol vermek için yaratılmış ezik makinistin size rast gelme olasılığı birdir.(tecrübe: 9 saatlik yolu 14 saatte giden ben.)
  • Arka sırada oturan converseli teenagein ayaklarıyla koltuğunuzun aerodinamiğiyle oynayarak sizi taciz etmesi. Uyarı fayda etmez, koltuğunuzu sonuna kadar yatırarak hayat alanını daraltın. Acımayın.
  • Vagon sıcaklığı ne kadar normal koşullarda olursa olsun, buna müdahele isteyen bir kamil her vagonda mutlaka çıkar. Ya çok sıcak, ya çok soğukta gidersin; ortası yoktur.
  • Genellikle oturduğunuz koltuğun 2-3 sıra önünde, tren her an buzdağına çarpacak gerginliğinde bekleyen yaşlı insan. Rahatlayınız.
  • Çoğunlukla arka koltuklarda bulunmak üzere, buram buram soğan kokan lahmacun veya türevlerini yiyen arkadaşlar. O vagonlarda yaşarlar.
  • Ağlayan bebek. Şüphesiz ki insanı evlilikten, çocuklardan nefret ettiren.
  • Mp3 çalarıyla vagona yayın yapan metal sever. Asiyim, asisin.
  • Her durakta ortaya çıkabilen, boyu kadar valiziyle trene binen kısa boylu çirkin dişi. Görev sizi çağırır; tehlikesizdir.
  • Tren yolculuğu boyunca bağırarak telefonla konuşan insan modeli. Yolunuz uzunsa bütün dertlerine ortak olursunuz, bir nevi canınızdan bir parçadır artık. Seviniz.
  • Genellikle Eskişehir civarlarında ortaya çıkmasıyla meşhur uyku düşmanı neşeli arkadaş grubu. Evladım gidin restorana için sıçın, vagonlardan uzak durun.
  • Ayrıca "tren restoranında öğrencinin parası geçmez." desturunu benimseyen bir zamanın üniversite öğrencisi bütün çalışanlara; kocaman bir alkış.
Rivayete göre ise bütün bunlardan zevk almasını bilmek kamil insan olmanın birinci koşuludur.

büyük kaptan emre

Bu adamın her şeyi falso, gol sevinci bile.

dream team nedir?

Arşivimden bir resim daha. 1998 senesi FIBA Eurostars'ın doğu takımı için Türkiye'den seçilen oyuncular.(Doğu 104-98 kazanmıştı bu maçı.) Gerçekten bir dream team varsa o da budur. Soldan sayarsak David Rivers, İbo, Condrad McRae, Marko Milic ve Petar Naumoski. Açacaksın rakıyı, oynayın ulan diye bağıracaksın bu beşe. Naumoski terini silecek formasına, Milic potayı kıracak. Rahmetli McRae'nin smaçlarıyla, Rivers'ın fast breakleriyle, İbo'nun üçlüğüyle bitecek bütün hücumlar. Oynayın ulan!..

bana el salla deniz feneri

"Bugün de herkes Atatürkçü.
Arap alfabesini okullara yerleştirenler Atatürkçü; Amerikan uyducuları Atatürkçü; yabancı sermaye uşaklıkları Atatürkçü; seçim meydanında Kur'an öpen Atatürkçü; oy avcılığında namaza duran Atatürkçü; yoksul halkı dış sermaye ile birlikte sömüren Atatürkçü; herkes Atatürkçü...
Osmanlı sloganını atardı:
-Padişahım çok yaşa!..
Ve işini görürdü.
Yöntem cumhuriyet döneminde de kullanılıyor, Atatürk, Atatürk, Atatürk, diye diye Atatürkçülüğün canına okunuyor otuz yıldan beri... Kimse Atatürkçülüğün ya da öteki adıyla Kemalizmin ilkelerini, kurallarını, sınırlarını apaçık ortaya koymaya yanaşmıyor. Öylesine bir ortamda yaşıyoruz ki Atatürk çıkar çevrelerinin elinde bayrak gibi sallanıyor."

Bugünlerde İlhan Selçuk'un Atatürkçülüğün Alfabesi adlı, genellikle 12 Eylül sonrası Cumhuriyet'te yayımlanmış yazılarının olduğu kitabını okuyorum. Bir bölümünü aldığım bu yazısı 10 Kasım 1980'de yazılmış.

Aradan otuz yıl geçmiş ama aynı zihniyet, farklı yüzler. Üstüne bir de denizler, kerizler. Ne olacak bu fenerin! hali diye sordum Arap Şükrü'ye, o da cevapladı winamptan.

beni bu şehir boğuyor
birden bana dert oluyor
çöker karanlığı içimde
umutlarım tükeniyor...

turner-comegys vs.

Basketbolla muhabbetimin başlaması 96 senesine rastlar. Kanal7 veya Samanyolu olması lazım, o zaman Fenerbahçe'nin maçlarını verirdi. Yorumcu Mehmet Baturalp. Pivotta Dallas Comegys, dört numarada Zaza Enden veya Güray Kanan, forvet daha sonra Türk de olup Hakkı Uzun adını alacak Henry Turner, guard İbrahim Kutluay ve oyun kurucu Erdal Koşan. Fenerbahçe adına ne kadrolar kuruldu sonraları ama ben bu kadrodan aldığım zevki hiç bir takımda alamadım. (İkinci sırada ise Abdul Rauf-McRae'li kadrodan, o kadroya da değineceğim bir ara.) Ne Jordan, ne başka birisi; benim için tek adam vardır, o da Turner.

Maalesef o kadroyla ilgili internette pek görsel yok. Ara ara ben eklemeye çalışacağım arşivimden.Bilmeyenler için 7 numara Erdal Koşan. Arkada Turner. Rakip Oyak Renault. 8 numaralı oyuncu hakkında fikrim yok, kalanlar da daha sonra Galatasaray'a transfer olacak Quadre Lollis ve Handlongten.Bu da Tofaş maçından bir kare. Murat Konuk ve Dallas Comegys. Hücum faulu yaptırma denince Murat Konuk derim, başka bir şey demem. Daha sonra o da Galatasaray forması giyecek. Dallas'a gelince; ilk akla gelenler saçları, blokları ve topu başının arkasından getirip vurduğu smaçlar. Ve bir arkadaşımın yıllığında gördüğüm saçma bir yazı:
"Dallas Commegys, hepimiz bir gün comegys."

football manager 2009

Fm 2009'un tanıtım tarihini Che Guevara'nın bu resmiyle açıklamıştı sigames. Meğer Che'yi kullanmalarının nedeni oyunun maç motorunun 3d ye geçmesiymiş, devrim yapıyoruz hesabı.
Bugün de oyunun tanıtımıyla ilgili videoları salladılar internet ortamına, oyun da 14 Kasım'da.

Videoya gelirsek oyunun tanıtımını Sports Interactive Studio Director'u Miles Jacobson yapmış. Bu gereksiz ayrıntıdan sonra kamilin dediğine göre yeni oyunu birkaç aydır oynadığı için dünyadaki en şanslı insan kendisi. Neyse gelelim neler yeniymiş?

Söylediğim gibi en önemli özellik oyunun 3d olması. Ben 3d falan istemem diyenler için Miles "don't worry, istemezseniz eskisi gibi de oynayabilirsiniz" diyerek yüreklerine su serpmiş. Onun dışında asistan menajerimiz maç içinde bize taktik tutmadı hoca, adamların sağ beki takoz soldan gidelim baba gibi önerilerde bulunacakmış. Ki hoş değil bence, oyunu iyice basitleştirecektir. Ayrıntılı basın toplantıları, iyileştirilmiş board confidence (ota boka feedback gelmeyecekmiş artık), oyunculara özel antremanlarla special move ekleme gibi yenilikler de mevcutmuş. Bunların dışında transfer olayını tamamen değiştirmişler, daha güzel olacak demiş Miles, göreceğiz artık.

walk away


You've heard all they've got to say
You looked but turned away
Just walk away walk away
You've said all you got to say
Now the words just slip away
Just walk away, walk away, walk away
That's what they say, what they say, what they say
You gotta walk away

If you've played all the games they've played
You played them yesterday
Just walk away, walk away
If you've been, where they wanna go, seen all they've got to show
Just walk away, walk away, walk away
That's what they say, what they say, what they say
You gotta walk away

And now you must believe me, you never lose your dream
So now you must believe me, we never lose our dreams

If you proved all there is to prove, got nothing left to use
Just walk away, walk away
If you've done, all there is to do, ain't nothing left for you
Just walk away, walk away, walk away
That's what they say, what they say, what they say
Walk away, walk away, walk away
That's what they say, what they say, what they say
You gotta walk away today

just do it!!!

Dünyada "Neydik ne olduk?" diye kendilerine en çok soran İngiltere'nin tribün çocuklarıdır herhalde. More power, more accuracy, more goals. Vay be.